MUSTAFA NECATİ BEY(1894 İzmir - 01.01.1929 Ankara)
1894 yılında İzmir'de doğdu. İstanbul Hukuk Okulu'nda okudu. İzmir Öğretmen okulunda kısa bir süre öğretmenlik, Özel Şark okulunda müdürlük yaptı (1915-1918). Avukatlık yaptı. İzmir, Yunanlılar tarafından 15 Mayıs 1919'da işgal edilince, Balıkesir Cephesindeki çete savaşlarına katıldı. Anzavur kuvvetlerine karşı, Kuvayı Milliye komutanı olarak savaştı. Yunanlılara karşı girişilen savaşlarda da bulundu. Balıkesir'de, İzmir'e Doğru gazetesinde Milli Kurtuluş Savaşını destekleyen yazılar yazdı. Saruhan Milletvekili oldu (1920). İstiklal Mahkemesi başkanlığı yaptı. Millet Meclisi'nin ikinci dönemine, İzmir Milletvekili olarak girdi. Mübadele ve İmar ve İskan bakanlığına (1923) daha sonra da Adliye bakanlığına getirildi (1924). İki yıl kadar Öğretmenler Birliği başkanlığında bulundu. 1925 yılından, ölünceye kadar da Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekilliği) yaptı. Hayatının en önemli ve en etkili görevi budur. 1929'da Ankara'da öldü.
Milletçe adı hayırla yâd edilen bir Millî Eğitim Bakanı vardır. Onun adı Mustafa Necati'dir. Her yıl onun anma töreni yapılmaktadır. Mustafa Necati'nin kişiliği, biyografisi ve millî eğitime hizmetleri ve millî mücadelede gösterdiği başarıları, onun önemini belirtmektedir. Onu Kastamonu'da tanıdım. O zamanlar Kastamonu İstiklâl Mahkemesi Reisi idi.Ben de o zamanlar Kağnı Kolları Komutanı ödevini görüyordum. Kırk kadar kağnı emrime verilmiş, İnönü cephesine cephane taşıyorduk. Mahkemenin bir oturumunu dinlemeye gitmiştim. Uzun bir salon, duvarda bir Türk bayrağı asılı, üzerinde bir levha, içinde şu yazılı idi:“Mücahedesinde yalnız Allah'tan korkar!”. Bir tahta masa, arkasında üç iskemle. Mahkûmlar için de uzun bir yemekhane sırası bulunuyordu. Dinleyicilere de iskemleler sıralanmıştı. Salon sessizdi. Çok geçmeden içeri bir iri adam girdi. Başında iri siyah bir astragan kalpak, üzerinde canavar kürklü bir palto vardı. Mevsim kış ve salon soğuktu. İki metreye yakın bir boy, esmer bir çehre, kara ve çatık kaşlar, ona heybet ve dehşet veriyordu. Büyük yetkilere sahip İstiklâl Mahkemesi Reisi idi o...
Bu dehşet veren adamın önünde donakaldım. O, vatana hiyanet edenleri, suçu görülünce derhal asıyordu. Ben ondan ürkmedim, bilâkis sevdim.O gün sevdim, bugün de seviyorum ve arıyorum. Mahkemeyi dinlerken benim millî kıyafetim dikkatini çekmiş olacak ki beni mahkemeden sonra çağırttı. Cephane taşıdığımı söyledim. Bir hafta sonra Ankara'ya gideceğini söyledi. Beni de götürmelerini rica ettim. Bir kış günü karlı Ilgaz dağını aşarak Ankara'ya geldik. Ben gazeteciliğe başladım. Aynı zamanda Ankara Sultanisinde Tarih dersini veriyordum. Onu çok sevdiğimden her akşam Merkez Kıraathanesi'nde buluşuyorduk. Onun arkadaşları da buraya geliyorlardı. O yiğit ruhlu ve hayırsever idi. Koyu bir milliyetçiliği ve iyi ahlâkı beni ona bağlamıştı. Ölümüne kadar ondan ayrılmadım. Cenazesinde çelengini mezarına kadar, gözyaşlarıyla ben taşıdım. Öldüğü zaman henüz 35 yaşında bir koç yiğitti. Bir ulu çınar gibi devrildi. Ne sevimli adamdı o... Onu görüp de sevmemek ne mümkün. İyilik onun şiarı idi. Birinci Millet Meclisinin en ateşin hatibi idi.O söylemez, kükrerdi. Yumruklarını sıkarak konuştuğu zaman Meclis inler, herkes heyecanından coşardı. Mustafa Necati ile arkadaşı Vasıf Çınar Taşhan'da (Ulus Meydanı'nda)meydan hitabeleri yaparak, halkı coştururlardı. O, ihtilâl grubunun ateşli hatibi idi. Onun ikinci bir vasfı da kahramanlığı idi. 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar İzmir'eçıkınca,Mustafa Necati ile arkadaşı Vasıf Çınar, birlikte Balıkesir'e gittiler. Kâzım Özalp burada Ertuğrul Grubu Komutanlığını yapmakta idi.
Mustafa Necati millî bir müfrezenin başında düşmana karşı çarpıştı.Eniştesi HalitBayrak da onunla beraber savaşlara katıldı. Bu suretle Kuvayı Millîyeciler arasına katılmış oldu.Mustafa Necati'nin bir yönü de gazeteciliğidir. 1919'da arkadaşı Vasıf Çınar'la “İzmir'e doğru” diye bir gazete çıkararak kalemiyle mücadeleye girişti. Bu gazetede Hürriyet ve İstiklâl hakkında yazılar yazdı. Onun bir de “Hayat Mecmuası”nda Millî Mücadele Hatıraları serisi altında şu yazıları çıkmıştır. İnebolu, Anadolu ve Millî Aşk, Asîl Ruhlar, Mehmet Onbaşı,Ali Çavuş,Mukaddes Kafileler, Aziz Ülke,Anadolu Köylüsü, İzmir Aşkı vb. Bu makaleleri, yazmış olduğum“İstiklâlSavaşı Edebiyatı Tarihi” adlı eserime aldım. Mustafa Necati'nin öz varlığını besleyen, ona cevher veren, onun koyu bir milliyetçi oluşudur. Onu aksiyon adamı yapan dinamizm, milliyetçiliğinden geliyordu. Soyunun büyüklüğüne inanmış, onu korumak ve yükseltmek çabaları içinde olan ateşli bir adamdı. O, millî davalarda kükreyen bir aslandı. Vücudunun iriliği, sert bakışları ile de hakikaten bir aslandı o... İzmir'e Yunanlılar çıkmadan önce, 14 Mayısta Mustafa Necati başta, Bahribaba Parkında işgali protesto için bir miting tertiplenmişti. Buna rağmen yunanlılar İzmir'e çıkmışlardı.İşte o zaman Necati Bey İzmir'den ayrıldı. 1923 tarihinde Ankara'da yeniden Ocak açıldı. Yüz kadar ocaklı Müdafaai Hukuk'un toplandığı salonda toplandık. Bir kalpak içine numaralar atıldı. Herkes bir numara çekti. Bana da altı numara isabet etmişti. Necati Bey de burada idi. Ocak için Vali Konağı'nın arka tarafındaki bir kahvehane kiralandı. Aynı binada Muallimler Birliği de kurularak faaliyete geçti.İşte Necati Beyin en önemli tarafı da buralardaki çalışmaları olmuştur. Onun öğretmenlik ve mesleğe karşı duyduğu saygı ve gayreti büyüktü. Necati Bey Hukuk Fakültesinden çıktıktan sonra “İzmir Öğretmen Okulu”na hoca oldu. Onun ilk mesleğe girişi öğretmenliktir. Mesleğini sevdi, onun gelişmesine bütün varlığı ile çalıştı. 1915-1918 arasında pek yakın arkadaşı Vasıf Çınar'la birlikte İzmir'de hususî Şark Mektebini kurdular. Bu mektepte hem idarecilik, hem de Tarih öğretmenliği yaptı. Mustafa Necati 1894 tarihinde İzmir'de doğmuştur. Darende eşrafından Halil Beyin oğludur. İlk ve orta tahsilini yaptıktan sonra İzmir İdadisine girerek mezun olmuştur. İstanbul'a giderek Hukuk Fakültesini bitirdi. Bir aralık İzmir Hukuk Müşavirliğinde çalıştı. Daha sonra avukatlık yaptı. O daha ziyade öğretmenliği seviyordu. Fakat memleketin durumu onu politikaya attı. Birinci Millet Mecilisi için mebus seçiliyordu. O, Saruhan-Manisa mebusu seçilerek Ankara'ya geldi.
1920 yılında Karadeniz havalisinde Pontusçu Rum çeteleri Türk köylerini basıyorlardı. Mustafa Necati bu olayı tahkike memur edildi. Sonra da Samsun İstiklâl Mahkemesinde çalıştı. Pontusçuları mahkeme sonucunda cezalandırdı. Ankara dönüşünde Mecliste teşekkül eden Müdafaai Hukuk grubunda kâtiplik ödevini yaptı. Başkan Mustafa Kemal'di. Atatürk,Necati Bey'i çok severdi. Çankaya'ya sık sık giderdi. 1921'de onu Kastamonu İstiklâl Mahkemesi Reisi yaptı. Asker kaçaklığını, isyanları, casus faaliyetlerini önlemek için Meclis “Hiyaneti Vataniye Kanunu”nu çıkardı. İstiklâl Mahkemelerine de bu yolda suç işleyenleri muhakeme etmek için salâhiyet verdi. İşte ben onu bu zaman tanımıştım. Kastamonu'da onun bir jestine şahit oldum. Bir takım asker kaçakları yakalanarak mahkemeye sevk edilmişlerdi. Bunlar ağır cezalara çarpıldılar. Fakat hepsi genç ve birbirinden daha yiğittiler. Cephede asker az; bunlar nasıl feda edilebilirdi? Bunu gören Necati Bey şu olayı tertipledi:“Yarın asker kaçakları Nasrullah Köprüsü önünde idam edilecekleri sırada siz bir heyet olarak siyaset meydanına gelip şefaat isteyin. Ben de ricanızı kabul ederek onları affedip, derhal cepheye sevk edeyim!” demiş. Ertesi sabah gün doğarken kışla önünden prangalara bağlanmış mahkûmlar, idam sehpasının önüne getirildiler. Mahkûmiyetleri okundu. Cellât yağlı kementleri hazırlarken Tekke Altı semtinde tekbir getirerek ulema eşraf geldiler.ReisBey'i rica ettiler. Çok geçmeden Oluk Başı'ndaki evinden geldi. Ulemanın şefaatlerini dinleyip, birdenbire zincirlere vurulmuş mahkûmlara dönerek ateşli bir hitabede bulundu. Herkes ve ben heyecanımızdan titredik. Aklımda birkaç satırı mealen kaldı. Ey ölümün eşiğinde olan delikanlılar! Henüz baharınızda iken bu suçu işlediniz. Hangi yüzle Huzuru İlâhi'ye çıkacaksınız?Orada da sizin yeriniz yok. Çünkü düşmandan yüz çevirdiniz.Türk, düşmandan hiç kaçar mı?Kardeşleriniz şehadet mertebesine yükselirken, sen korkak, hain ve kaçak oldun.Kimden kaçıyorsunuz?Siz ondan kaçarsanız o sizi bacılarınızın koynunda kesecektir. Köyler, kasabalar yanıyor, kanlar dökülüyor, mallar yağma ediliyor. Devletin temelleri yıkılıyor. Sen ise vicdanın sızlamadan bütün millî duygulardan mahrum bir insan olarak kaçak ve alçak oluyorsun!Bunu cehaletin sana işletti.Şehrin büyükleri şefaate geldiler, onların hürmetine sizi affediyorum. Tanrıdan af dileyin. Sonra da al bayrağın ardından cepheye gidip ya gazi, ya şehit olunuz!” diye kükrediği zaman mahkûmlar zıngır zıngır titreyerek ağlaşıyorlardı. Ben ve herkes, iniltilerle ağlıyorduk.O anda davul ve zurnanın “Ey gaziler yol göründü yine garip şehrime” nağmeleri, al sancağın dalgalanması bize ayrı bir heyecan verdi. Mahkûmların zincirleri çözülüp Sakarya cephesine gönderildiler. Sonradan işittim, bunların hepsi de ön siperlerde şehadet şerbetini nuş edip, günahlarını affettirmişler.
Necati Bey, Anadolu ihtilâlinin bir insanı idi.Onu ben öylesine tanıdım. Kastamonu'da birkaç oturum daha yaptıktan sonra Mustafa Kemal'den 1921 ocak ayında bir telgraf aldı. Ankara'ya çağrıldı. Ak sakallı nur yüzlü babasını bana tanıttı. Necati Bey'e:“Bu oğlumuz sana emanet.” dedi. Birkaç gün sonra on iki çete kıyafetinde mızraklı süvari olduğu hâlde atlar üzerinde ocak ayının karlı bir gününde yola çıktık. Bir gece yarısı 2700 metre yüksek olan Ilgaz dağını aşarak Ankara'ya geldik. Ben bir daha ondan ayrılmadım. Evinde toplantılar olurdu. Necati Bey İkinci Millet Meclisine İzmir mebusu seçildi. 1923'te Cumhuriyet kurulduğu zaman ilk kabinede Mübadele, İmar ve İskân Vekili seçildi. 1924'te Adliye Vekilliğine getirildi. Mahkemelerde yenilik yapıldı, hâkimlerin kıyafetleri onun zamanında hazırlandı. 1922 yılında Ankara'da bulunan öğretmenler “Muallimler Birliği”ni kurdular. Bina olmadığından bu da bir kahvehanede kuruldu. Başkanlığına Mustafa Necati getirildi. Üyelerinin çoğu muallim mebuslardı. Bunları Necati Bey topluyordu:Vasıf Çınar, Hamdullah Suphi, Mazhar Müfit, Osmanzade Hamdi, Ziya Gökalp, RefetBey, İzzet Ulvi vb. Bütün dertler onlara açılır ve yardım görülürdü.
1925'te Necati Bey,Maarif vekili oldu. İşte bu zaman mesleğin yüzü güldü. İlk iş olarak ilk, orta eğitim kanunlarını çıkardı. Öğretmen maaşı, terfi usulüne bağlandı. İlkokul hocalarına ödenek, orta okul hocalarına ders ücreti tatbik edildi. Görgülerini artırmak için Avrupa'ya göndermek usulü de kabul edildi. Öğretmenlik meslek hâline geldi. Bu işleri yapanNecati Bey olmuştur.
Mustafa Necati,Darendeli Hacı Hüseyin Paşa'nın torunlarındandır. Babası Hacı Hasan Paşazade Halit Beydir. Halit Bey 1892'de İzmir'e gelmiş ve orada mülkiyenin ilk mezunlarından Elbistanlı Mustafa Necati Efendinin kızı Naciye Hanımla evlenmiştir. Mustafa Necati 1894 tarihinde İzmir'de doğmuş, daha 35 yaşında iken 1 Ocak 1929'
da Ankara'da vefat etmiştir. Mezarı Cebeci'dedir.
Mustafa Necati Bey (1894 – 1 Ocak 1929)
ÖZET
1894 yılında İzmir'de dünyaya gelen Mustafa Necati, İstanbul Hukuk Okulunu bitirdikten sonra İzmir'e dönerek İzmir Kız Öğretmen Okulunda öğretmenlik yapmıştır. Arkadaşı Hüseyin Vâsıf (Çınar) ile “Şark İdadisi”ni kurmuştur.
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine İstanbul'a kaçan Mustafa Necati Bey, İstanbul Hükümeti tarafından Balıkesir'e gönderilmiştir. 19 Eylül 1919 günü Balıkesir'e gelen Mustafa Necati Bey, görevinden istifa ederek Balıkesir'de kalmıştır. Burada, arkadaşı Hüseyin Vâsıf Beyle birlikte “İzmir'e Doğru” gazetesini çıkarmıştır.
Birinci Büyük Millet Meclisine Saruhan (Manisa), ikinci dönem de İzmir Mebusu olarak katılmıştır. Sivas İstiklâl Mahkemesi üyesi, Kastamonu İstiklâl Mahkemesi Başkanlığı yapmıştır. “Mübadele, İmar ve İskân Vekili” ve “Adliye Vekili” olarak büyük hizmetler gerçekleştirmiştir. Fakat onu unutulmaz kılan hizmetleri ise 20 Aralık 1925 – 01 Ocak 1929 tarihleri arasında “Maarif Vekili” olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirmiştir.
Bu dönemde, Öğretmenlik, eğitim hizmetlerinin temeli sayılmış; nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda önemli çalışmalar yapılmış ve en önemlisi “harf inkılâbı” bu dönemde gerçekleştirilmiştir. Yeni Türk harflerini halka öğretmek için kurulan “Millet Mektepleri”nin açıldığı 01 Ocak 1929 günü aramızdan ayrılmıştır. Bugün onun adıyla anılan “Necatibey Eğitim Fakültesi”nin temeli onun zamanında atılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Mustafa Necati, İzmir'e Doğru, Kastamonu İstiklâl Mahkemesi Başkanı, Maarif Vekili,
Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanı
Bu makale Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nin , Mayıs 2005 tarihli 8. Cilt, 13. Sayısında yayınlanmıştır.